Çalışan Anne Faydalı Bilgiler Hayatın İçinden

Okula Yeni Başlayan Çocuklara Nasıl Yaklaşmalı?

Okullar açılıyor. Hatta bugün bazı okullar açıldı bile. Mini mini anaokulu bebeleri oryantasyon haftasına başladı. Şu anda tatilde olduğumuz için İpek Hanım bu hafta okuldan yırttı ama 8 Eylül’de o da yeni okuluna başlayacak. Gerçi yaz okulunda da aynı okula devam ettiği için çok da yeni bir başlangıç sayılmaz. Ama geçirdiği havuz ve bol eğlence dolu günlerden sonra gerçek eğitim-öğretim zamanı ağır gelecek sanırım. 🙂

Yaz okulu olmasaydı şu anda ben de yeni başlangıç yapıyormuşuz gibi davranmak zorunda kalacaktım. Neyse ki gerek kalmadı ama birçok annenin de kafasının bu konuyla meşgul olduğunu bildiğim için kızımın okulu olan Anabilim Eğitim Kurumlarından okula yeni başlayan çocuklara öğretmenlerin ve velilerin nasıl davranması gerektiğine dair yorumlarını rica ettim. Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Koordinatörü Zerrin Yılmaz da bu konudaki görüşlerini benimle paylaştı. Tüm bebelerin en az göz yaşıyla okula başlaması dileğiyle…

tahtayazi

“Geride kalan tatil ve sıcak yaz günlerinin ardından öğrenciler ve ailelerini bekleyen bu mevsim sonbahardan çok okul mevsimi gibidir. Okullar, çocukları akademik olarak geliştiren, bilgi ve deneyim kazandıran ve en nihayetinde ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bir mesleğe yönlendirerek onları hayata emanet eden kurumlardır. Ancak bu temel işlevinden önce okul, çocuğun ailesinden sonraki ilk sosyalleşme ortamıdır. Ailede pek çok açıdan homojen ve korunaklı bir alanda yaşayan çocuklar, okul ortamına adım attıkları andan itibaren daha kalabalık ve heterojen bir topluluğun üyesi haline gelirler. Okula yeni başlayan çocuklar ve aileleri için bu durumun zorlayıcı olmasının en temel sebeplerinden biri de budur. Yabancı bir ortama adım atmak, aileler için de çocuklar için de kaygı verici olabilmektedir. Okullu olmak beraberinde, anne ve babaların çocuklarına kazandırmaya çalıştıkları alışkanlıkların yanına yeni ve farklı alışkanlıklar eklenmesine de neden olmaktadır. Bu alışkanlıklardan bazıları okul sisteminin ve eğitimcilerin bilinçli olarak çocuklara aktardıklarından oluşur ve bu haliyle eğitim sürecinin birer parçası olurlar. Bazıları ise kontrolsüzce ve yalnızca sosyal ortama dahil olmakla kazanılan alışkanlıklardır. Bu alışkanlıkları iyi ya da kötü olarak ayırmak her zaman mümkün olmamaktadır. Ancak kaçınılmaz olan şudur ki; sosyal bir varlık olarak insan, çevresini etkiler ve çevresinden etkilenir. Bu nedenle de çocukların arkadaşlarından etkilenmeleri kaçınılmazdır. Olması gereken; keskin sınırlar çizmeden kontrollü bir şekilde çocuklara destek olmaktır.

İlk kez okullu olan çocukların yaşadıkları bir başka problem ise ebeveynden ayrılamama problemidir ki buradaki ebeveyn genellikle annedir. Okulun ilk günü göz yaşları içinde annesinin yanında kalmak isteyen çocuğa anne de aynı göz yaşlarıyla eşlik ediyorsa, bu belli bir oranda bağımlı bir ilişkinin göstergesidir ve çocuğun okula oryantasyon sürecini muhtemelen uzatacaktır. Burada, çocuğun bulunduğu eğitim kurumunun oryantasyon konusundaki desteği, oryantasyon programları, aile ve çocukla iletişim, özellikle okulun ilk haftalarında yapılan görüşmeler ve veli bilgilendirmeleri büyük önem taşımaktadır. Okulun yaklaşımı, hem çocukların hem de ailelerin bu süreci daha sağlıklı ve kolay atlatmalarını sağlayacaktır.

Okula yeni başlayan çocukların yaşadıkları alışma evresi olası okul değişikliklerinde yeniden ama biraz daha farklı bir biçimde nüksedebilmektedir. Çeşitli nedenlerden dolayı okulunu değiştiren öğrencilerin yaşadıkları temel kaygı, sosyal ortama uyum zemininden hareketle;  arkadaş grubuna dahil olamama, öğretmenlerince kabul görememe ve yalnız kalma kaygısı şeklinde gerçekleşebilir. Okul değiştiren öğrenciler, yeni bir binaya, yeni yüzlere, yeni ve farklı bir sisteme alışmaya çalışacaklardır. Özellikle ara sınıflarda okul değiştiren öğrencilerin kaygısı, sınıf içerisinde belki yıllar öncesinden gelen arkadaş gruplarının varlığı ve onların arasına dahil olamama korkusudur. Yine bu noktada da okulun yaklaşımı ve oryantasyon çalışmaları önem taşımaktadır. Okul değiştiren çocuğa ilk andan itibaren ailesinin ve öğretmenlerinin vermesi gereken temel mesaj şudur : “Artık burası senin okulun, bu sınıf, bu sıra, bu arkadaşlar senin…” İlk gün dahil olmak üzere sınıfa yeni gelen öğrenciye “sen yenisin, misafirsin” mesajını verecek cümlelerden kaçınılmalıdır. Çoğunlukla iyi niyetle kurulan bu cümleler, çocuğa kendisini gerçekten misafir gibi hissettirecektir. “Tahtayı Ali silmesin, Ahmet sen sil, Ali misafir sayılır” gibi nezaketle söylenen cümleler aslında “yeni” öğrencinin “yeni” sıfatını pekiştirmeye neden olur ve alışmasını zorlaştırır. Oryantasyon çalışmalarında okul ve sınıf ortamına yeni dahil olan öğrenciler, eski öğrencilerle kaynaştırılmaya çalışılır. Bu amaçla özellikle yaratıcı drama ilk günlerde çok etkili bir yöntem olmaktadır. Bunun dışında ise, öğrenciye verilecek olan sorumluluklar (örneğin öğretmenin fotokopiye göndermesi, sınıf başkanı yapması vb.) ile rehberlik kapsamında yapılan bireysel görüşmeler ve gruba yönelik rehberlik çalışmaları kısa bir süre içerisinde yeni öğrencilerin içinde bulundukları mekanı, öğretmenlerini, arkadaşlarını benimsemelerini ve artık “Burası benim okulum” demelerini sağlayacaktır.”

Zerrin YILMAZ
Anabilim Eğitim Kurumları Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Koordinatörü

Yorum Bırak