İpek Büyürken Selim Büyürken

Kardeş = Kuma

Bu aralar bana en çok sorulan soru “İpek ne yapıyor, Selim’i kıskanıyor mu?”.

Kıskanıyor tabii ki. Bir arkadaşım oğlu için danıştığı bir pedagoga kardeş kıskançlığını sormuş. Pedagog şu örneği vermiş. “Eşinizin eve bir kuma getirdiğini ve getirdiği kadını çok seveceğinizi söylediğini düşünün. İşte kardeş de büyük çocuk için böyle bir his”. Olaya bu açıdan bakınca büyük çocuğun kendi üzerine gelen kumayı kıskanmaması mümkün mü? Bence değil. Olay kıskanması değil zaten bunu nasıl ve ne derece gösterdiği bence.

İpek çok uyumlu, çok olgun ve sevgi dolu bir çocuk. Canım kızım benim. Şimdi uyuyor ya özledim bak yazarken. Neyse konuya dönelim. İpek’in içindeki sevgi dışına taştığı için kardeşini de çooook seviyor. Öyle içten, öyle tatlı seviyor ki görmeniz gerek. Bazen hiç sesimi çıkarmadan kardeşine söylediklerini dinliyorum. Bazen bu sevgi beni ağlatıyor. Mesela geçenlerde TV’de bir habere denk geldik. Yangın çıkan bir evde 4 aylık bir bebeği itfaiyeciler son anda kurtarmış, hastaneye giderken bebek baygınmış. Hemen TV’yi kapattım ama İpek bu kadarını gördü maalesef. Bebeğe bir şey olup olmadığını sordu. İyi olduğunu anlattım. Konu kapandı sandım. Bir saat kadar sonra Selim’i severken şöyle dedi. “Kardeşiiim, canıııım, sana kötü hiç bir şey olmasın. Bütün korkunç şeyler bana olsun”. Bunu duyan ben ağla ağla bir hal oldum. İçimden korkunç bir şey olacaksa ikinize de değil bana olsun diye haykırırken çaktırmadan ağlamayı da başaramadım. Beni öyle görünce İpek ‘de ağlamaya başladı. Neyse kimseye bir şey olmaması konusunda anlaştık, tatlıya bağladık.

Kıskançlığını hiç belli etmiyor değil tabii ki. Mesela bir iki kez beni yanına çağırırken “Benim de sana ihtiyacım var” dedi. O “benim de” kelimesi ne çok şey anlatıyor aslında. Selim çok fazla kucakçı bir bebek değil. Genellikle anakucağında ya da koltukta ya da yatağında oluyor. Herkes kendi halindeyken sorun yok ama Selim’i emzirmek ya da altını değiştirmek için kucağıma almaya yeltendiğimde İpek’in de sevesi geliyor. Bir saattir kendine kendine yatarken sevesi yoktu ama! Selim için hediye gelip kendisine gelmediğinde bozuluyor. İpek görmemişse Selim’e gelen hediyeyi genellikle hızlıca ortadan kaldırıyorum. Bazen de Selim yeni doğduğu ve kıyafete/oyuncağa ihtiyacı olduğu için ona daha çok hediye getirildiğini, kendisi de yeni doğduğunda onun için bir sürü hediye geldiğini, odasındaki oyuncakların/kıyafetlerin hepsinin İpek’e ait olduğunu anlatıyorum. Anlıyor sanırım. Yani anlıyor gibi görünüyor en azından.

Neler Yapıyoruz?

İpek kendini iyi hissetsin, bizim için her zaman değerli olduğunu bilsin istiyorum. Bu yüzden kendimce uyguladığım yöntemler var.

  • Mesela her fırsatta sarılıyorum. Onu ne kadar sevdiğimi söylüyorum.
  • İpek’in bebekken yaptıklarını anlatıyoruz. Fotoğraflarını gösteriyoruz, videolarını seyrediyoruz. Onun da bir zamanlar Selim gibi olduğunu göstererek empati yapmasını sağlamaya çalışıyoruz.
  • İpek talep etmeden Selim’i sevmek isteyip istemediğini soruyorum. O istemeden kucağına almak ister misin diye soruyorum. Çok mutlu oluyor.
  • Selim’i yıkarken yardım etmeye bayılıyor. Bazen köpüklemesine izin veriyorum, bazen de durulamasına. Altını değiştirirken de yardım etmek istiyor bazen. Yapabileceği kısmına izin veriyorum. Yardım ettiği için teşekkür ediyorum, işimi ne kadar kolaylaştırdığını söylüyorum.
  • Başkalarının yanında da İpek’in bebekken ne kadar tatlı olduğunu, büyüdükçe daha güzel olduğunu, bana ne kadar çok yardım ettiğini anlatıyorum.
  • Selim uyurken İpek’le oynamaya çalışıyorum. “Hadi Selim’i uyutup anne-kız saati yapalım” diyorum bundan da çok hoşlanıyor. Bana kahve, İpek’e de çikolatalı süt yapıyoruz bazen.
  • Henüz Selim’siz pek dışarı çıkamadık İpek’le ama bundan sonra niyet ettim haftada bir İpek’le anne-kız gezmesine.
  • Selim mızıklanırken İpek ilgilendiğinde hemen sustuğunu çünkü ablasını çok sevdiğini anlatıyorum.
  • Bir kaç kez Selim’in uyumasına yakın İpek ninni söyledi. Bir kaç dakika sonra Selim uyuduğu için çok sevindi. Birlikte herkese İpek’in nasıl Selim’i uyuttuğunu anlatıyoruz. Zevkten dört köşe oluyor.
  • Tabii ki bin kere yüzüne dokunmamasını, iki milyon kere kolunu başının altına sokmaya çalışmamasını, uyurken sessiz olmasını… söylemiyor muyuz, söylüyoruz. Olacak o kadar deyip geçiyoruz. Onun da çocuk olduğunu unutmamaya çalışıyoruz.

Hal böyle olunca bizim evde kardeş kıskançlığı pek görülmüyor. Görülen kısmı da doğal karşılanıyor. Sizde durum ne çok çocuklu anneler? Siz nasıl davranıyorsunuz kardeşlere?

 

5 yorum

Yorum Bırak