Hamile Halleri

Kardeş Geliyor! (Bölüm 2)

Dünkü yazımda Anabilim Eğitim Kurumları‘ndan Uzm. Psikolog Alev Akal‘ın kaleme aldığı büyük çocuğu kardeşe hazırlamakla ilgili yazının ilk bölümünü yayınlamıştım. Okumak için bu linki tıklayabilirsiniz. Bugün de ikinci bölümünü yayınlıyorum. Umarım benim kadar sizin de işinize yarar.

Kardeş geldiğinde çocuğun psikolojisi nasıl olur?

Kıskançlık insanın çok temel ve evrensel bir duygusudur. Aileye katılan yeni bireyle birlikte anne babanın öncelikle kabul etmesi gereken şey çocuğun yeni doğan kardeşiyle ilgili kıskançlık hissedeceğinin tamamen normal olduğudur. Anne babalar çocukları kardeşlerini hemen sevsin ve hiç kıskanmasın isterler. Bu mümkün değildir. Çocuğun kardeşinin varlığına, anne-babanın sevgisini ve ilgisini paylaşmaya, kıskançlık ve öfke gibi güçlü duygularla başa çıkmaya alışması için zamana ihtiyacı vardır.

Kardeş geldiğinde çocuk anneyi ve kardeşi izleyip ufacık aklıyla şuna karar verir: Ağlayıp durmak, altına yapmak, parmak emmek annenin gözünde prim yapmaktadır. Annenin zamanını ve ilgisini tekrar kazanmak için bunları yapmak gerekmektedir. Çocuğun geliştirdiği bu davranışları geçici bir süre yapmasını anlayışla karşılamak gerekir. Bu arada duygusal olarak onu desteklemeye devam ettikçe zaten bu gerileme davranışları yavaş yavaş kaybolacaktır.

Kıskançlık konusunda neler yapılabilir?

Kıskançlık, sevilen birinin başkası ile paylaşılmasına katlanamamaktır. Kıskançlığın içgüdüsel yani doğuştan getirdiğimiz genlerimize şifrelenmiş olduğu ileri sürülmektedir. Yaşamın her döneminde görülebilir ancak çocuklukta biraz daha yoğun yaşanabilir. Bu duyguyla ilk tanışma iki yaş civarındadır. Doğal, evrensel ve insanı oldukça mutsuz eden bir duygudur. Önemli olan ne boyutta yaşandığıdır.

Bütün ihtiyaçları ebeveynleri tarafından karşılanan ve evin çocuğu olarak ilgi ve sevgiyi üzerinde toplayan çocuğun, yeni bir bebekten sonra kendisine olan bu ilginin azalacağı ve sevginin paylaşılacağı düşüncesiyle kardeşini kıskanması doğaldır. Anne babaların fark etmesi gereken önemli nokta şudur: çocuğun öfke duyduğu kişi aslında yeni doğan kardeşi değil, çoğunlukla artık ona eskisi gibi davranmadıklarını düşündüğü anne babasıdır. Ama çocuk bu öfkeyi, ona değişimlerin somut kaynağıymış gibi gözüken kardeşine yansıtır. O yüzden çocuğun bu davranışları önlenmek isteniyorsa aşırı tepki göstermeyip bu konudaki olumsuz duygularını ifade etmesine izin verilmelidir.

Kardeşi doğduktan sonra ani değişimler yaşayan çocuk, bunların nedenini kardeşinin doğumuna bağlar. Bu durum yeni üyeye yönelik kızgınlık duymasına neden olur. O yüzden çocuğun hayatında oluşabilecek değişikliklere bebek doğmadan başlamak gerekmektedir.  Aşırı tepki göstermek hem çocuğun öfkesini arttıracak hem de daha sonrasında bunu ilgi çekme amaçlı kullanmasına neden olacaktır. Örneğin beş yaşından küçük çocuklar zarar verdiklerinin çok da bilincinde değildir. O nedenle çocuğun kardeşine uyguladığı ve anne babanın ise şiddet gibi gördüğü bir tutum çocuk açısından merakını gidermek için kardeşiyle uğraşması ve onu incelemesi şeklinde bir durum olabilir. Ancak yine de zarar görmemeleri için mümkün olduğunca küçük yaşlardaki kardeşleri beraber olduklarında gözetimden uzak tutmamak yararlı olacaktır. Ebeveynlerin doğru tutumu sergilemek adına zorlandığı bu gibi kritik durumlarda bir uzmandan destek olmaları da önemlidir.

Kardeş ilişkisine müdahale etmeli mi?

Kardeşleri birbirine düşman etmenin en kolay yolu onları birbirleriyle karşılaştırmaktır. Bütün çocukların karakter özellikleri farklıdır ve zaten farklı olduklarını hissetmek de isterler. Bu nedenle karşılaştırma yapmak yerine onları oldukları gibi kabul etmek en doğrusudur. Yaşadıkları problemlerde onlara birey olarak bakılmalı ve aralarındaki tüm problemlere müdahale edilmemelidir, kendilerinin yaşadıkları problemleri çözmelerine fırsat verilmelidir. Eğer sorunları çözemedikleri görülüyor ise uygun bir şekilde onlara açıklamalar yapılmalı ve çözüm bulurken onlarında fikirleri alınmalıdır.

kardes_geliyor_2.JPG

Sonuç olarak büyük çocuğu kardeşe hazırlarken dikkat edilmesi gerekenler şöyle özetlenebilir;

1) İşe bütün süreci çocuğunuza anlatmakla başlayın. Bu süreç, çocuk 1-2 yaşlarında ise elinin anne karnına konması ve bebeğin orada büyüdüğünün, annenin karnının da zamanla büyüyeceğinin anlatılması ile başlatılmalı. Hatta bu süreçte çocuğun yaşına uygun olarak bebeğin anne karnında gelişim fotoğrafları da gösterilerek 9 aylık süreçlerinin nasıl olacağı anlatılabilir. Annenin eski hamilelik fotoğraflarını çocuğa göstermesi, onun da aynı süreçten geçtiğini anlamasına yardımcı olacaktır. 

2) Hamilelik döneminde bebeğin isminin ve mobilyalarının seçilmesi, eşyalarının yerleştirilmesi, alışverişlerinin yapılması gibi süreçlere çocuğunuzu da dahil edin. Bir aile olunduğunun ve birliktelik mesajının çocuğa verilmesi bu süreçte büyük önem taşıyor. Çocuk etkilenmesin diye bebekle ilgili durumlardan çocuğun dışlanması, ayrımcılık hissine neden olabilir. Bir anda evde bebeğin odasını ve eşyalarını gören çocuk şaşıracak; bebeğin de evde bir yeri olduğunu ani bir şaşkınlıkla fark edecektir. Sürece dahil olan çocuk ise bir sonraki aşamaya sürekli hazırlandığı için hiçbir şey ona kötü birer sürpriz olmayacaktır. Özellikle çocuk ve yeni doğan aynı odayı paylaşacaksa, sürece dahil olmayan çocuk bir anda odasına, oyuncaklarına ortak olan bir canlının varlığından rahatsız olabilir.

3) Doğuma yaklaştıkça, doğumun nasıl olacağını soran çocuğa doğum basitçe anlatılmalı. Ayrıntıları ile anlatılan bir doğumda çocuk anneyi kaybetme ve bebeğin anneye zarar verebileceği kaygısını yaşayabilir. Doğumun bir kutlama şeklinde olacağı, bunun sevinçli bir olay olduğu, doğum şekerlerinin hazırlandığı ve misafirlerin olacağı çocuğa anlatılmalı. “3 kişi arasındaki sevginin artık 4 kişi arasında olacağı yani bu sevginin daha da büyüyeceği” çocuğa söylenmelidir.

4) Çocukların sabretme (bekleme) kapasiteleri düşüktür. 9 ay boyunca bir bebeğin gelişini beklemek onlara zor gelir. Başta heyecanla kardeşim olacak diye sevinç nidaları gösteren çocuk hamileliğin sonlarına doğru bebeksi tepkiler vermeye başlar, yeni bebeğe alınanları kıskanır, evde doğacak bebekten bahsedilmesini dahi istemeyebilir. Küçük abi ya da ablaya doğacak kardeşi haber vermek için acele etmeyin. Hamileliğin 5. ayında haber vermek en uygun zamandır.

5) Ne kadar başarılı bir hazırlık dönemi geçirilmiş olursa olsun, “Kardeş istiyorum” diyerek anne-babasını bıktıran bir çocuk bile doğumdan sonra kıskançlık belirtileri gösterebiliyor. Yeni bireyin eve gelmesi ile evdeki bütün dengeler değişim gösterir, anne sürekli bebekle ilgilenmek zorunda kalır ve gelen misafirlerin hepsi de bebekle ilgilenirler. Bu durumda çocuğun kardeşine olan kıskançlık ve kızgınlık duygusu aslında çocuğun anne-baba ve çevresine olan kızgınlığı oluyor. Çocuk kendisinin de var olduğunu ispatlamaya çalışıp, anne babasının ilgisini çekmek için farklı davranış biçimleri sergilemeye başlayabilir. Anne-babanın “Seni kardeşinden daha çok seviyoruz” sözleri işe yaramaz, çünkü çocuk daha çok sevilmek değil sadece sevilmek ister. Bu sözler arada bir rekabet olduğunu çocuğa kanıtlar nitelikte olacaktır. Bebekle ilgilenmek zorunda olan annenin bu sözlerinin de kıymeti olmaz. Çocuğun sadece değerinden bir şey kaybetmediğini anlamaya ihtiyacı vardır.

6) Küçük ve bakıma muhtaç olduğu için kardeşinin aşırı ilgi gördüğünü gören çocukta ‘geriye dönme’ denilen biberonla süt içmek isteme, tuvaletini kaçırma, parmak emme gibi bazı davranışlarının geri dönmesi ile karşılaşılabilir. Bu durumda, çocuğun artık büyüdüğü, bunlara ihtiyacının olmadığı anlatılmalı, çok ısrar ederse biberon bir kereliğine verilmeli. Ancak çoğu durumda çocuklar biberonla içmekten rahatsız olabiliyor. Ayrıca bunun geçici bir durum olduğu unutulmamalı.

7) 5 yaşına kadar çocuklar karşısındakine zarar verdiklerini fark edemezler. Çocuk kardeşine zarar verici davranışlarda bulunursa bu durum gerçekten zarar verme değil, kızgınlık içeren bir inceleme davranışı olarak algılanmalı. Aile çocuğun kardeşine ne kadar zarar verici bir davranışta bulunduğunu, sonucunda neler olabileceğini çocuğa anlatmalı; zarar vermemesi gerektiğini kesin bir dille belirtmeli ve bu konuda taviz vermemeli. Ancak çocuk kardeşine zarar vermiyor dahi olsa, ikisini yalnız bırakmamak gerekiyor. 

8) Çocuğunuz çok küçükse ancak sizin hareketlerinizden bazı anlamlar çıkarabilir. Hamileliğiniz boyunca ve doğumdan sonra ne kadar sıkıntılı ya da yoğun olsanız da sevgi ve ilgi göstermeyi ihmal etmeyin. Hatta bunu eskisinden fazla bile yapmanız gerekebilir.  

9) Çocuğunuz 3 yaşından büyük ise anlatacaklarınıza aklı erebilir ve etkilenebilir. Gelecek bebeği birlikte büyüteceğinizi ve onun da görevleri olduğunu anlatın. Doğum sonrası bebeğe nasıl bakacağınızı konuşun ve ona küçük görevler verin. Örneğin bebeğin altı değişeceği zaman alt bezini getirmenin, banyodan önce havlusunu hazır etmenin onun görevi olacağını anlatın. Bu sorumluluklar onun bebeği kendisine ait bir varlık olarak hissetmesini sağlar. 

10) Çoğu çocuk anne-babanın ilgisi ve dikkati ile bu dönemi sorunsuz atlatır. Ancak bir kısım çocuk, ebeveynlerin ihtimamına karşın bu duygu ile başa çıkamaz. Yemek yememe, parmak emme, sinirlilik, içe kapanma, alt ıslatma, uyku uyumama gibi alışkanlıklar geliştirebilir ya da bebeksi davranışlar içine girebilir. Söz dinlemez, özellikle anneyi sürekli izleme ve kontrol etme isteği duyar. Anaokuluna gidiyorsa okuldan soğur, evi ve anneyi bırakmak istemeyebilir. Çocuğunuza karşı sabırlı olmalı ve en az yeni bebek kadar ihtimam göstermelisiniz. Sizin sevginizden emin olunca bu sıkıntılar geçecektir. Durumu kontrol altına alamıyorsanız bir uzmandan yardım almanız gerekebilir. Bu bilgiler dışında, aşağıdaki kaynaklardan bu konu ile ilgili olan yazı ve makalelere ulaşabilirsiniz.

Anabilim Eğitim Kurumları

Uzman Psikolog Alev Akal

KAYNAKÇA

  • KARABEKİROĞLU, K. (2011). Çocuğuma Nasıl Davranmalıyım? Say Yayınları.
  • NAR, E. (2006). Anne, Baba ve Öğretmenim Beni Anlayın, Babıali Kültür Yayıncılığı, İstanbul
  • SAYGILI, S. (2005). Çocuklarda Davranış Bozuklukları, Elit Yayınları, İstanbul
  • ŞENOL, S. (1999). Kardeş Kıskançlığı, Beyaz Yayınları, İstanbul.
  • TÜR, G. (1995). Çocuğun Eğitimi 3 (3-6 yaş arası), Seha Yayınları, İstanbul
  • YAVUZER, H. (1998). Çocuğunuzun İlk 6 Yılı, Remzi Kitabevi, İstanbul
  • YAVUZER, H. (1999). Ana-Baba ve Çocuk, Remzi Kitabevi, İstanbul
  • YÖRÜKOĞLU, A. (1986). Çocuk Ruh Sağlığı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,Ankara

WEB KAYNAKLARI

5 yorum

Yorum Bırak