Faydalı Bilgiler Hayatın İçinden

Islak Saç ve Soğuk Algınlığı İlişkisi

“Islak saçla dışarı çıkma, hasta olursun” derdi annem bana eskiden. Muhtemelen aynı evde yaşıyor olsak hala der. Şimdi İpek için çok sıklıkla “cereyanda kalmasın, üstüne üstüne esiyor, saçlarını kurutalım” cümlelerini duyuyorum. Hatta anneliğin getirdiği dürtülerle midir nedir, ben de kuruyorum benzer cümleleri. O yüzden biraz doktorumuza sordum biraz da araştırdım ve alakası olmadığını öğrendim. Doktorumuz 2 ay boyunca feci şekilde öksüren, burnu akan, zaman zaman ateşi çıkan İpek’i her götürdüğümde “bu kışı böyle geçirmeye hazır olun” dedi. Çünkü birkaç ay önce okula başlamıştı ve renk renk, desen desen virüse maruz kalıyordu/kalacaktı.

Soğuk algınlığı ve grip , mikrop ve virüsler yoluyla bulaşırmış. Genellikle kışın soğuk havalarda ortaya çıksalar da, vücudun soğuğa maruz kalması grip sebebi olamazmış. Zaten soğuktan insanlar hastalanıyor olsa en çok Eskimo’ların hastalanması gerekirdi galiba. Oysaki o bölgede yapılan araştırmalar sonucunda düşük hava sıcaklığından dolayı virüsler etkili olamadığı için soğuk algınlığı vakasına rastlanmıyormuş. Islak giysiyle serin bir yerde oturulursa elbette üşürüz ve vücudumuz titremeye başlar ama grip olduğumuz anlamına gelmezmiş.

Ayrıca grip ve soğuk algınlığı aynı şey değildir. Grip çok daha ağır seyreder. Aslında grip kuşlara ait bir hastalıkmış ve kazara memelilere bulaşmış. Özellikle ördekler grip virüsünün tüm alt gruplarını taşır ama hasta olmazlarmış. Gribin kışın daha çok görüldüğü bir gerçek ama yine de havanın soğukluğuyla grip arasındaki ilişki tam olarak açıklanamamış. En önemli etken olarak kapı ve pencerelerin fazla açılmaması, ortamın havasız kalması ve insanların birbiriyle daha yakın temasta olması gösteriliyormuş.

Soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklar çocuklara daha çabuk bulaşırmış. Okul çağındaki çocuklar yılda 6 ila 10 kez ağır ya da hafif bu tip hastalıkları geçirirlermiş. Yaş ilerledikçe sayı düşermiş. 60 yaş sonrasında ise insanlar vücut dirençleri azalmasına rağmen yılda en fazla bir-iki kez hasta olurlarmış. Bunun ana sebebi çocukların yüzlerce çeşidi bulunan mikropların çoğuyla tanışmamış ve vücutlarının o mikroplara karşı bir savunma geliştirememiş olmasındanmış. Hal böyle olunca da, vücudu mikropları tanıdığı için hastalanmayan anneanne/babaanne doğal olarak torununun hastalığını ıslak saça, ayağını üşütmeye falan bağlar.

Bu arada daha ilginç bir bilgi edindim: Hapşırırken ya da öksürürken ağzımızdan burnumuzdan çıkan salgılardaki virüs miktarı çok azmış. Özellikle hapşırırken o kadar azmış ki, araştırmacılar karşımızdakinin yüzüne hapşırsak bile virüs ya da mikrop bulaştırma olasılığının onda bir ihtimal olduğunu bulmuşlar.

Virüs hapşırıktan ziyade ellerde ya da ev eşyalarında uzun süre yaşarlarmış. Yani hasta olan birinin elini sıkmamak, eşyalarını kullanmamak hastalığın bulaşma riskini azaltırmış. Bir de virüslerin cirit attığı kağıt mendilleri bir kez kullanıp atmak daha sağlıklı tabii ki. Virüsler etkin hale gelmeden önce hapşırtırlarmış. O dönemde kendimizi iyi hissettiğimiz için tedbir almak da aklımıza gelmez zaten. Hastalandığımızı anladığımızda ise iş işten geçmiş olur.

Herkese sağlıklı günler, özellikle de çocuklarımıza…

Yorum Bırak