Anne Halleri Çalışan Anne

İki Çocukla Bir gün

Bugün bir baktım yapmayı planladıklarımın yarısını bile yapamadan gün bitmiş yine. Neler yaptığımı düşündüm de… Baktım liste kabarık düşünmek yetmedi yazmaya karar verdim. Üstelik kaba hatlarını yazdım sadece. Arada olup biten küçük olayları saymadım. Çocuklu hayat, daha doğrusu iki çocuklu hayat nasıl akıyor fark edemiyor insan.
Sizin bir gününüz nasıl geçiyor? Hiç yazmayı denediniz mi?

İşte bir günün hikayesi…

Kalktım, İpek’i uyandırdım.

Kahvaltı hazırlamaya başladım.

Giyinmesine yardım ettim.

Kahvaltısını verdim.

Beslenmesini hazırladım yerleştirdim.

Selimin altını değiştirdim, giydirdim.

Giyinip çıktım.

Kahvaltı olarak pişirdiğim yumurtayı ekmeğin arasına koyup yanıma aldım, arabada yedim.

Önce Selimi 1,5 yaş aşılarını yaptırmaya götürdüm.

Bize sıra gelmesini beklerken geçen 40 dakika boyunca Selim’i oyalamaya çalışırken sabah sporuna eş değer efor sarf etmişimdir.

Sonra Selim’i babaannesine bıraktım.

Çalışmak üzere Ezgi’ye gittim.

İçeri girmeden önce evdeki eksikler aklıma geldi. Marketten alışveriş yaptım.

İçeri girdikten 15 dk sonra İpek’in öğretmeni aradı. Üzerine su dökülmüş, kıyafetleri ıslanmış okula çağırdı.

Apar topar Ezgi’den bir şeyler uydurup okula gittim. Dökülen suyun yarım saatte kuruyacak büyüklükte olduğunu, aslında İpek’in nazı sonucu çağırıldığımı anladım. İpek’i giydirip Ezgi’ye geri döndüm.

Çalışmaya başlayabildiğimizde saat 12.30 olmuştu.

3,5 saat kadar çalıştık (Çok şükür).

İpek’i okuldan aldım.

Selim’i babaannesinden almaya gittim.

Elektrikler kesilmiş, asansör devre dışı olunca 8 katı yürüyerek çıktım. Selim kucağımda ve çantası sırtımda yürüyerek geri indim. İpek yukarı yürümek istemediği için beni bina girişinde kayınvalidemin komşusuyla birlikte bekledi.

Eve döndüm çok şükür.

İki çeşit yemek yaptım.

Ben yemek yaparken İpek ödev yaptı, sorularını yanıtladım.

Biraz ortalığı toplamaya çalıştım. Selim’i yedirdim. O arada İpek’le ben de yedik.

Biz yerken eşim geldi. Onun da yemesi için yemekleri ısıttım, mutfağı topladım. Selim’i yıkadım, giydirdim.

İpek’in piyano resitalini dinledim.

Selim’in tırnaklarını kestim (ki bu da akşam sporuna eş değer mücadele).

İpek’e süt hazırladım.

Selim’i emzirdim, uyuttum.

Onu uyuturken kafamı duvara yaslayınca ben de uyuya kalmışım.

Uyandım boynum tutulmuş yine ve doğal olarak.

Saat: 22.30!  Ve “merhaba benim vaktim”.

Tabi halim kaldıysa…

 

İyi geceler 🙂