Hayatın İçinden İpek Büyürken

Geniz Eti Ameliyatı: Öncesi ve Sonrası

İpek kızım geçen hafta (2 Ekim 2014) küçük bir ameliyat geçirdi. Geniz eti alındı ve iki kulağına da tüp takıldı. Ben daha önce birkaç kez ameliyat olmuş biri olarak ameliyat sonrasını hiç bir zaman doktorların söylediği kadar basit yaşamadığım için minik kızımın başına neler geleceğini merak ediyordum. Bu arada bu durumdan kime bahsetsem ya kendi çocuğu ya da yakın çevresinden bir çocuk bu ameliyatı olmuştu ya da olmak üzereydi. Herkes çok basit diyordu. Yine de daha fazla detay bilmek isterdim. Benim gibi yaşanmış örnekleri duymak isteyen anne-babalar için ameliyat öncesi ve sonrasını detaylarıyla yazmaya karar verdim. Bu ameliyatla ilgili yaşayacaklarınızı daha kısa notlar halinde okumak isterseniz şu yazıma buyrun.

Bir yıl kadar önce İpek sık sık grip olmaya başladığında çocuk doktorumuz artık bir KBB uzmanına götürmemizin daha doğru olacağını söyledi. İlk gittiğimiz KBB doktoru 3 ay boyunca takip etti. Üç ay içinde iki kez grip atlatan, enfeksiyonun kulağa ulaşması nedeniyle her seferinde orta kulak iltihabı olan, bu sebeple şişelerce antibiyotik içmiş olan İpek’e en sonunda ameliyat dedi doktorumuz. Geniz etinin alınması ve kulağa tüp takılması gerekiyordu. Tabii ki hemen teslim olmamak için bir görüş daha almak üzere birkaç farklı kişinin tavsiye ettiği başka bir doktora daha gittik. Muayenede durum pek iç açıcı değildi çünkü gittiğimizde İpek yine hastaydı. Doktorumuz ameliyat ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi ama antibiyotiğe ek ilaçlarla birlikte bir süre takip etmek istedi. Kontrole gittiğimizde kulaklardaki sıvı birikmesi azalmış oluyordu ama hiç bir kontrolde tamamen yok olduğunu göremedik. Yine de doktorumuz yaz sonuna kadar beklemek istedi. Yazı hasta olmadan atlatabilirsek ameliyatsız kurtarma ihtimali vardı. Atlatamadık. Yaz boyunca iki kez daha hastalandı. İkincisi yaz sonunda gittiğimiz tatil dönüşüne denk geldi. Bu sefer en kötüsüydü. Kulaklar öyle dolmuştu ki kulak zarı balon gibi şişmişti. Doktorumuz önümüzdeki kışı hastalıkla geçirmememiz, daha da önemlisi uzun vadede kulaktaki kemiklerin zarar görüp işitme kaybına varan etkilere yol açmaması için artık ameliyat olması gerektiğini söyledi. Doktor ameliyatın çok kısa süreceğini, öğleden sonra hastaneden çıkacağımızı, sonrasında da iki gün kadar ara ara boğazım ağrıyor diyeceğini söyledi. Ameliyat sonrası ilk olarak dondurma verilecekti. Sonrasında özel bir diyet yapması gerekmiyordu. Ama bir-iki gün mümkün olduğu kadar sıvı ve yumuşak gıdaların tercih edilmesi makbul olacaktı.

Sonraki süreçte İpek’e bunu nasıl anlatacağımı düşünmeye başladım. Bir keresinde İpek’in yanında arkadaşımla konuşurken yanlışlıkla “yakında ameliyat olabilir” dediğimde korkmuş ve ameliyat olmak istemiyorum diye ağlamaya başlamıştı. Normalde İpek’e başına gelecekleri iyi de olsa kötü de olsa önceden anlatırım ama tepkisi böyle olunca bu sefer anlatmamaya karar verdim. Bu durumu gittiği okulun pedagoguyla da paylaştım. Ameliyat ve operasyon gibi kelimeleri tam olarak anlamlandıramadıkları için çocukların tedirgin olduğunu, İpek zaten önceden kötü bir tepki verdiği için ameliyat kelimesini kullanmadan açıklayabilirsem kendini daha iyi hissedeceğini söyledi. Ameliyattan bir gün önce şunları söylemeye karar verdim: “Yarın sabah Hakan doktora gideceğiz ama seni farklı bir odada muayene edecek, çünkü kulaklarına ve boğazına daha detaylı bakması gerekli. Biraz mikrop birikmiş. Hasta olmaman için o mikropları temizleyecek.”

Ameliyattan bir gün önce gerekli testlerinin yapılması için hastaneye gittik. Kan alınacağını anlatmamla birlikte korkmaya başladı, istemediğini söyledi, ağladı ama çok uysal bir çocuk olduğu için direnmedi. Tabi kan alındıktan sonra sakinleştirmem uzun sürdü. Doktorumuz da son bir kez kontrol etti, hasta olmadığı halde hala kulaklarda sıvı vardı. Sonra İpek’e yarın sabah balon şişirme yarışması yapılacağını, en çok şişirene de dondurma vereceklerini anlattı. İşin içinde balon ve dondurma olunca çok hoşuna gitti. Doktorumuz bir de hastanenin ameliyat olacak çocuklar için hazırlattığı bir kitap hediye etti. Bu kitap ameliyat olacak bir çocuğun evde çantasını hazırlamasıyla başlıyor, hastanede yaşayacaklarını basit bir dille ve keyifli çizimlerle anlatıyor. Okul pedagogumuza bu kitabı da gösterdim. Çok güzel hazırlandığını, tereddütsüz okuyabileceğimi söyledi. Biz de uyku öncesi kitabı olarak okuduk. Bin tane soru sordu. Kısmen gerçek, kısmen yumuşatılmış, kısmen de kaçamak cevaplar verdim. Ameliyat olmak istemiyorum diye ağlamaya başladığında o zaman sadece balon şişirmeye gidebileceğini söyledim. İpek biraz tedirgin şekilde uyudu, ama ben uyuyamadım.

IMG_5469

Hastanedeki odamıza girdiğimizde bir süre yatağa yatmak istemedi. Koltuğa oturduk. Sonra ameliyat elbisesi geldi ama onu da giymek istemedi. Bu sırada hemşire sersemletecek şurubu getirdi. İçtikten 10 dakika sonra İpek yumuş yumuş birşey olmaya başladı. Yatağın baş kısmının otomatik kalkıp indiğini, yanlarda korkuluklar olduğunu gösterince yatakta yatma fikri hoşuna gitti. Ameliyat elbisesinin de balon şişirme yarışması için özel bir kıyafet olduğunu söyledim. Zaten ilacın etkisi başladığı için itiraz etmeden giydi. Yarım saat içinde içtiği şurup onu sarhoşa çevirdi. Hatta bir ara içeriye gelen hemşireye “bişey söyliim mi, senden iki tane görüyorum” dediğinde hep beraber çok güldük. Aslında en büyük duam o ilacın İpek’i uyutmasıydı ama olmadı 🙁

geniz_eti_ameliyati

İpek’i almak için sedyeyle geldiklerinde zar zor bindi. Elimi bırakmadı. Ameliyathaneye girişi en zoruydu. Kapıda ayrılırken ağlamaya başladı. Etrafında tanıdığı kimse yoktu çünkü. Hemşirelerden biri benim de üzerimi değiştirip geleceğimi söylüyordu içeriye götürürken. Ben o anda kendimi nasıl hüngür hüngür ağlamadan tuttum bilmiyorum. Bir kaç damla göz yaşına izin verdim sadece. Bir hemşirenin çıkıp İpek’in ailesi burada mı dediği anda eşimin ve benim fırlayışımız takdire şayandı. Hemşirenin “yok yok henüz çıkmadı, sadece ameliyat bitti, gayet iyi, uyanmasını bekliyoruz, birazdan gelecek” dediği ana kadar geçen 20 dakika bizim için 20 saate bedeldi sanırım. Bir kaç dakika sonra İpek anne diye bağırıp, sedyeden kalkmaya çalışırken beni içeri aldılar. Aslında bağırmıyordu böğürüyordu. İkinci zor aşamaya geçmiştik. Bir türlü yatmak istemiyor, üzerinin örtülmesine izin vermiyor, öksürüyor, boğazım acıyor diye bağırıyor daha doğrusu böğürüyordu. Odaya gelince biraz canı yandığı için, biraz da narkozdan tam çıkamadığı için sürekli hareket halindeydi. Ben yatağın bir tarafından öbür tarafına geçmeye çalıştığım bir kaç saniye içinde elindeki damar yolunu çekip çıkardı. Neyse ki tekrar takılmasına gerek olmadı.

Durmadan boğazım acıyor diyordu. Sonra su istemeye başladı. Ama ne su ne de yiyecek bir şey veremiyorduk. Dondurma saatine 1,5 saat vardı. Su veremeyeceğimizi anlatmaya çalıştım ama o kadar çok ağlıyordu ki beni duymuyordu bile. En sonunda istedik getirecekler dedik. Ağlaması bitmediği yatmak da istemediği için kucağımda tutmaya başladım. 40-45 dakika kadar ağladıktan sonra kucağımda sızdı. İşte o an benim rahatladığım “tamamdır bitti bu iş” dediğim andır. Dondurması kapıdan girdiği anda gözlerini açtı. Soğuk dondurma ağrısını biraz dindirdi. Sonrasında keyfi yavaş yavaş yerine gelmeye başladı. Yediği dondurma kesmedi bir tur daha dondurma istedi. Bir saat sonra İpek eski formuna dönmüş, kaldığımız kat doğum katı olduğu için süslenmiş oda kapılarını incelemeye başlamıştı. Doktorumuz da İpek’in iyi olduğunu görünce bizi taburcu etti. Öğleden sonra evimize dönmüştük. Tam da doktorun söylediği gibi 2 gün ara ara boğazım acıyor dedi, üçüncü günden itibaren ağrıdan hiç bahsetmedi. Böylece geçmiş gitmiş oldu. Biz bu küçücük operasyonda böyle hissettiysek küçücük bedenlerin yaşamak zorunda kaldığı kocaman hastalıklarda çocuklar, anne-babalar neler yaşıyor düşünmek bile istemiyorum. Allah bizi çocuklarımızla sınamasın dilerim. Ve kızımın başına gelmiş ve gelecek en büyük hastalık bu olsun inşallah. Amin.

geniz_eti_ameliyati_3

1 Yorum

Yorum Bırak