Cansev Ciğerim'in Köşesi Hayatın İçinden

Biber Dolması ve Hayat!

Cansev Ciğerim’in Köşesi‘ne hoş geldiniz. Olaylara bakış açısını çok sevdiğim arkadaşım Cansev, dün instagram hesabındaki paylaşımında hayatı biber dolması üzerinden ele alınca çok hoşuma gitti. Orada kısa tuttuğu yazıyı biraz daha detaylı anlatmasını rica ettim. Sağ olsun beni kırmadı. İşte Cansev’in gözünden hayatın acı-tatlı yönleri, zor yönlerine alışkın olmayan bireylerin akıbeti ve biber dolması…
“Hani biber dolmasının içini yer de dışını bırakır ya çocuklar, bazen de büyükler… Kendilerince lezzetsiz olan kısmını geçip, lezzetli olanı alırlar… İşte hayat biber dolması değil.
Bir tv programında konuşan Prof. Dr. Acar Baltaş çok güzel bir şey söyledi “Hayatımızın rahatına ortak ediyoruz çocukları.” dedi. Ne kadar da haklı… Yani hep içini yediriyoruz dolmanın ama hayat öyle bir şey değil. Sadece zevkli, tatlı anları yok. Aslında zorlukları olduğu için o mutlu anlar daha güzel. Sadece içini değil dışını da yerken dolmanın, acı biberler de denk gelecek ve evet biz acı biberin de kıymetini ne kadar bilirsek, içi o kadar daha lezzetlenecek
Döner İstiyorum ama Dönmesin İstiyorum
Hep dolmanın içini yemeye yani rahata alışan bireyler büyüyünce ne oluyor biliyor musunuz? Bilmem hatırlar mısınız ama Beyaz’ın psikopatı vardı hani, hah işte onun gibi oluyorlar. Döner istiyorlar ama dönmesin istiyorlar. Karınları doysun ama başkası yedirsin onlar uğraşmasın bir de üstüne TV karşısında yiyeyim diyorlar. Okulda başarılı olmak istiyorlar ama ders dinlemek istemiyorlar. İyi bir liseden mezun olmak istiyorlar ama giriş sınavına hazırlanırken zorluk çekmemek istiyorlar. Üniversiteye gitsinler ama annem-babam parasını ödesin diyorlar. Para kazanayım ama en az ben çalışayım hatta gerekirse çalışmayayım diyorlar. Sevgilim olsun ama benden beklentisi olmasın diyorlar. O adam/kadın yanımda iyi dursun ama ben ona ne dersem diyeyim sussun diyor. Evleneyim ama sorumluluğum olmasın. Mümkünse karım regl sıkıntısını az ötede yaşasın, bana bulaşmasın. Kocam da eve hep dinamik gelsin, hiç yorgun olmasın. Karımın da mümkünse hep yüzü gülsün hiç canı sıkılmasın diyor. Çocuğumuz olsun ama uykusuz kalmayayım, hastalanmasın, ağlamasın. Annem babam olsunlar ama bakıma muhtaç hale asla gelmesinler. Arkadaşlarım olsun ama beni hep idare etsinler. Akrabalarım olsun ama bayramlarda ziyaret beklemesinler. Komşularım olsun ama benim rahatım için olsunlar. Arabam olsun ama arızalanmasın. Saçlarım uzasın ama bakım istemesin. Ben öfkeleneyim ama karşımdaki kırılmasın. Yani neredeyse artık yiyeyim içeyim ama tuvalet ihtiyacım olmasın diyecek kadar rahat düşkünü oluyorlar..
Hayatın Zorlukları
Kimse zorluk yaşamak istemiyor artık.. İlle de hayatın hep lezzetli kısmı. Halbuki o zorluklar bizim için ve hep olacaklar. Çocuklarımıza vermeye çalıştığımız rahatlık hiç durmadan süregiden bir şey değil. Ve evet bizim için de öyle. Daha mutlu daha başarılı olabiliriz. Ama hep mutlu hep başarılı olamayız. Çocuklarımız da olamaz. Mutsuz olduğumuz, kırıldığımız, örselendiğimiz, zaman zaman itilip kakıldığımız, parasız kaldığımız, ağladığımız, canımızın yandığı ama haksızlık bu dediğimiz, güvendiğimiz dağlara karların yağdığı, kapı açılır diyerek çaldığımız ama yüzümüze kapatıldığı, yalanlar söylenilen, özenle yapılan planların aksadığı, emek verdiğimiz işlerin olmadığı, çocukların ağladığı uyumadığı, evin dağıldığı, arabanın bozulduğu, otobüsün geciktiği, randevunun aksadığı, bazen altının üstüne geldiği bir şey hayat… Biber dolması değil ki kabuğunu çıkarıp atasın… Life is life :)”