Faydalı Bilgiler İpek Büyürken

2 yaş sendromu

25 Eylül 2011-Pazar günü harika bir seminere katıldım.  Uzman Psikolog Iraz Toros Suman’ın verdiği bu seminerin konusu “Çocuk Oluyorum; 2 Yaş Sendromu, ve 3, ve 4..”.Aslında İpek henüz 14 aylık ve 2 yaş sendromu 18. aydan itibaren beklenen bir dönem. Ama zaman su gibi akıp geçtiği için, kısa vadede başıma gelebilecekleri öğrenmek ve hazırlıklı olmak üzere semineri duyar duymaz kayıt yaptırdım. Seminer sırasında tuttuğum notları ihtiyacım oldukça okumak ve okutmak(!) üzere aşağıda yazıyorum. Arkadaşlar size söylüyorum, annelerim siz anlayın! 🙂
Iraz Toros’un yaklaşımını çok sevdim. Anlatım diline bayıldım. Çok akıcı bir dille ve çok güzel örnekler vererek anlattı. Her dakikası keyifliydi. Bir an bile sıkılmadım. Bilmediğim bir sürü şey öğrendim, daha da önemlisi doğru sandığım pek çok davranışın yanlış olduğunu öğrendim. Konusu bana uyan diğer seminerlerinin de müdavimi olmayı planlıyorum.
Öncelikle 2 yaş sendromu belirtileri :
  • Yemek yemeye direnme
  • Uykuya direnme
  • Söz dinlememe
  • Vurma (anneye-babaya-arkadaşlara…)
  • Kendini yere atma
  • Ağlayarak isteme
  • İtiraz etme (olumsuz ifadeler)
  • Öfke nöbetleri

Aslında bu dönemde ebeveynler daha öfkeli olurlarmış, çünkü bebeklerinin artık büyüyerek çocuk olduğunu ve daha kolay söz dinletecekleri hissine kapılırlarmış. Çocuk ise nesneleri, insanları, dünyayı tanımaya başlar ve becerilerini farkedermiş. Tam bu keşif sırasında daha fazla aktifleşen çocuğa, kırarsın, düşersin, tehlikeli, baban döver, annen kızar, köpek ısırır, doktor iğne yapar, ellerin kirlenir türünden “DUR”larla ebeveynin  sözünü dinletme isteği açığa çıkarken, çocuğun “ben de varım” dürtüsü karşı karşıya geliyor ve kaçınılmaz son; kriz.

Iraz Toros diyor ki; “aslında 2 yaş sendromuna çocuk değil ebeveyn girer. Sebebi de bu dönemde olabilecekleri bilmemesinden kaynaklıdır.” Yani başımıza geleceklere hazırlıklı olursak bu dönemi hafif sıyrıklarla atlatabiliriz.
DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR!
1.       Paylaşmak
Bir çok anne, bebeğini paylaşmaya teşvik eder. İki çocuk oynarken biri diğerinin oyuncağını aldığında “biraz sen oyna, biraz da o oynasın” diyen annelerin sayısı çoktur eminim. Bu güne kadar ben de öyle yaptım.  Külliyen yanlışmış. Bebeklerimiz 3 yaşına gelene kadar kendilerini dünyanın merkezi, evrenin hakimi sanırlarmış ve sağlıklı gelişim için böyle sanmaya da ihtiyaçları varmış. “Anne benim, baba da benim, oyuncaklar da benim, bu otobüs de benim, bu ev de benim, küçük dağları da ben yarattım, büyük dağlar zaten babamdan miras kaldığı için benim” türünden yaklaşımlara saygı duymak gerekliymiş. Tabii ki 3 yaşına gelmeden de paylaşmaya hazır çocuklar olurmuş, bu çocukların ebeveynlerinin işi daha kolaymış. 3 yaşına kadar ortamda birden fazla çocuk varsa ve aynı etkinliği yapmaları planlanıyorsa (özellikle oyun grupları, kreş gibi mekanlarda) çocuk sayısı kadar materyal hazırlanmalıymış. Çocuk, oyuncağını vs. paylaşmak istemiyorsa kısa cümlelerle anlatılmalıymış. “Bu top senin değil ama bu araba senin” gibi.
2.       Aferin/Bravo
Bir başka doğru bilinen yanlış ‘aferin/bravo’yla ilgili. Çocuğa oyun sürecinde çok fazla aferin diyerek ödüllendirmek, daha sonraki zamanlarda oyunu sadece aferin almak için tamamlamasına,eğlenceyi unutup sonuca odaklanmasına neden olurmuş. Halbuki çocuk için sonuç değil, süreç önemliymiş. Yani oyunu oynadığı sırada eğlenmesini sağlamak gerekliymiş. Mesela küpleri üst üste dizmesini istediniz ve iki küpü üst üste koymayı becerdi. Buna “Aferin sana, bir şaheser yarattın, ömrümde daha güzel üst üste konmuş iki küp görmedim” şeklinde kelimeler ve beraberinde alkışla yaklaşılması zinhar yapılmamalıymış. Küpü üst üste koymadığında cezalandırılmaması gerektiği gibi, istenileni yaptığında da aşırı şekilde ödüllendirilmemesi gerekirmiş. Seni görüyorum mesajı ve basit bir “çok güzel olmuş” denmesi yeterliymiş. Aslında en önemlisi yaptığı şeyi çocuğun kendisinin beğenmesiymiş. Örneğin yaptığı resmi beğeniyor, boya kalemlerini kullanırken eğleniyorsa en güzeliymiş. Gerçekten bir ödül verilmeyecekse, verileceği söylenmemeliymiş. Babası kızıma oyuncak alacak, annesi kızıma çikolata getirecek türü cümleler, gerçekten alınacaksa sarf edilmeliymiş. Alkış, kıyamet şeklindeki tezahüratları rafa kaldırmamız gerekli anlaşılan.

NELER YAPILMALI?
Aile Toplantısı:  Çocuk uyuduktan sonra yapılacak aile toplantısı ile anne-babanın hemfikir olduğu konular konuşulmalı. Hem fikir olunmayan konular tartışılıp netleştirilmeli. Çocuğun yanında fikir ayrılığı yaşayıp kafası karıştırılmamalı. Çocuğun yanında tartışılmamalı demeye gerek bile yok sanırım. Bebeğimiz bizim duygularımızı hissetme yeteneğine de sahip. Üzüntümüzü, sevincimizi, stresimizi hissedebiliyor ve kötü duygularımız onları da kötü etkiliyor.
Rutini Korumak: 2 yaş çocuklarına yapılacaklar önceden haber verilmeli. Bu dönemde rutinleri çok önemli olduğu için, düzeni bozacak her aktivite önceden anlatılmalı. Örneğin parka götüreceğinizi bile önceden haber vermelisiniz. Dışarı çıkmaya ‘hayır’ diyorsa belki de o anda zevkle uğraştığı başka bir oyunla meşgul olabilir. Aslında ‘hayır’ dediğinde gerçekten ‘hayır’ demek istemiyor olabilir. Kelime dağarcıkları “anneciğim ben de parka gitmek istiyorum ama şu anda oyun hamurlarıyla meşgulüm, yarım saat sonra gidelim lütfen” demeye yetmeyeceği için kestirmeden bildikleri kelimeyi kullanıyorlar.
Güvenlik: Dokunmaması gereken ne varsa ortadan kaldırılmalı. 2 yaşındaki bir çocuğa “hayır” demek için tek neden güvenlik olmalı.
Müdahale Zamanı: 2 yaş çocuğu yeni kazandığı becerilerin coşkusuyla her şeyi yapabileceğini zanneder. Yapamayınca da öfkelenir. Öfkesini bastıramayacağı için bedenini kullanarak dışa vurur. Mesela arkadaşını iter ve bu davranışı sayesinde dikkat çektiğini fark edince hafızasına alır. Her fırsatta tekrarlar. Böyle durumlarda müdahale etmek için acele etmemek gerekir. Bazen çocuklar kendi aralarında halledebilir.
Büyüdün Artık!: “Sen artık büyüdün, abla oldun” cümlesi zinhar söylenmemeli. Çünkü dişlerini fırçalamak için büyüdüğünü söylediğiniz yavrunuza, makas kullanmak için küçük olduğunu söylediğinizde kafası karışacaktır.
Yerleşim: Çocuk odası, çocuğun boyutlarına uygun dekore edilmeli. Kendi kendine yatağına çıkabilmeli/inebilmeli, oyuncaklarına, kıyafetlerine erişebilmeli. Her şey ulaşabileceği ebat ve yüksekliklerde olmalı.
Sınırlar: 2 yaş çocuğuna sadece güvenlik konusunda sınır konulmalı. ‘hayır’ dediğimizde bunun kendi konforumuz için olup olmadığını tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor. Mesela ortalık dağılıyor diye dolaptan kıyafetlerini indirmesine belki de ‘hayır’ demeyebiliriz. Ya da parkta biraz daha kalmak istediğinde, fazladan birkaç dakikanın zararı yoksa yine boş yere ‘hayır’ demeye gerek yok.
Büyükler: Anneanne/babaanne tarafından bakılan çocukların kafalarının karışmaması için, uygulanması istenen kurallar uygun bir dille anlatılmalı. Çocuğa “pardon” diyemeyiz ama büyüklerimiz torunları için söyleyeceğimiz “pardon”u anlayışla karşılayabilirler.
Ya ‘evet’se: Çocukla inatlaşmamak ya da söz dinletme gücümüzü test etmemek gerekiyor. Cevabımız “evet” olabilecekse “hayır” dememeliyiz. Onun küçük, yetişkin olanın kendimiz olduğunu unutmamalıyız. Anlamsız istekleri tabii ki olacak. Böyle durumlarda kurallar konusunda net olunmalı.
Park: 2 yaş çocuğu çok enerjiktir. Bu enerjiyi boşaltabilmesi için dışarı çıkarılmalı, parka götürülmeli. Soğuk havalarda bile… Iraz Toros der ki; kötü hava yoktur, kötü kıyafet vardır.
Kaliteli zaman: Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirin. Bekleyebilecek işleri belirleyin ve o uyuduktan sonra yapın. Onunla oyun oynayın, sadece oyuncaklarıyla değil, başka oyunlar da yaratabilirsiniz. Seminere katılan tek “baba”, kızımla birlikte maç seyretmek kaliteli zaman mıdır? gibi tam hatırlayamadığım bir soru sordu. Kızının da bundan keyif alıyor gibi göründüğünü, dışarıda gezerken bile ekranda maç gördüğünde “gooool” diye bağırdığını söyledi. Iraz Hanım yanıt olarak; TV seyretmenin içeriği ne olursa olsun kaliteli zamana girmediğini, çocuğun gol diye bağırmayı öğrendiği için yaptığını söyledi. Kızı için bu seminere katılan babayı takdirle karşılıyor ve kızının eğitimi konusundaki başarılarının devamını diliyorum 🙂
Sorumluluk: Sorumluluk verin. Örneğin bir balık alın ve yemini birlikte atın, zaman geçtikçe (uzaktan gözlemlemek kaydıyla) bu görevi tamamen ona devredin. Siz yemek yaparken o da plastik bıçakla muz doğrayabilir, fasülyeleri ikiye bölebilir…
Yemek Zamanı: Yemek yemek istemiyorsa ısrar etmeyin. Öğünler düzenli olmalı. Ara öğünler hafif olmalı yoksa ana öğünler etkilenir. Tabakla peşinde koşulmamalı. Masada ve herkesle beraber yemek yedirilmeli. En geç 9. aydan itibaren ona da bir kaşık vererek kendi yemesi için teşvik edilmeli. Tabağına konulan yemek miktarı midesinin büyüklüğüne uygun olmalı. TV seyrettirerek ya da oyun oynayarak (uçak geliyor, tren gara giriyor, kuş geçiyor, böcek geliyor…) yedirilmemeli.
Kendi Zamanınız: Mutlaka kendinize zaman ayırın. Çocuğunuzu eşinize emanet edin. Belki ilk seferinde beceremeyebilir ve bundan sıkıntı duyabilir. Bir sonrakinde daha iyi olacağını söyleyin. 
Tepeden Bakmayın: Çocuğunuzu dinlerken ya da onunla konuşurken, göz hizasına inin. Dünyaya seninle aynı yerden bakıyorum mesajı verin.
Seçme şansı tanıyın: Mesela giydirirken önüne iki t-shirt seçeneği  koyabilirsiniz. Ya da komple kendi istediklerini giymesine izin verebilirsiniz. Uyumlu olmak zorunda değil.  
Kıyaslamayın: Her çocuğun gelişim hızı başkadır. Eğer yaşıtlarından 6 ay geriden geliyorsa gelişimine baktırmakta fayda var. Fark büyük değilse endişe etmeyin.
Ayrılık kaygısı: Bu duyguyu yaratmamak için, yanından uzun süreli ayrılacağınızda haber verin. İşe giderken o sizi görmeden kaçmaya çalışmayın, kapıda uğurlamasına izin verin. Akşama geleceğinizi ve geldiğinizde birlikte yapabileceklerinizi anlatın.
Az ve öz konuşun: Kuracağınız onlarca cümle onun için anlaşılmazdır. Kısa cümleler kurun.
Olumsuz Kelimeler: Çocuklar -me/-ma ile biten kelimeleri aslında bilmiyorlar ve anlamıyorlar. Korkma diyerek korkuyu biz öğretiyoruz.
Suçluyu uzaklarda aramayın: Çocuğunuzu hayattaki mutsuzluklara da hazırlayın. Mesela sehpaya çarparsa sehpayı dövmeyin. “Dikat etmeli ve çarpmamalıydın” mesajı verin.
Sakin olun: Aşırı tepkileri karşısında bile yanında ve sakin kalın.
Okul Seçimi: Kreşe, ana okuluna, oyun grubuna gitmek istemiyorsa, orada mutlu değilse, ağlıyorsa göndermeyin. Güvenini zedelemeyecek başka bir yer araştırın. Ağlaya ağlaya alışır zihniyeti doğru değil.
Oyuncak miktarı: Çok fazla oyuncağı varsa bir kısmını kaldırın ve oyuncak miktarı aynı kalacak şekilde periyodik aralıklarla oyuncaklarını değiştirin.
Konuşma Şekli: Mama, kaka, cıs gibi takma kelimeler kullanmayın. Gerçek kelimeler kullanın.

Sonuç olarak bu yazılanlarla 2 yaş sendromunu hafifletmek mümkün ama 2 yaşla bitecek sanmayalım; 3, 4, ergenlik diye devam edecek.
www.iraztoros.com
www.ruzgarestiustume.blogspot.com

Notlar bu kadar ama Iraz Toros’un meziyetleri bunları anlatmakla sınırlı değil. Seminerlerini periyodik olarak tekrarlıyor. Oyun grupları var ve güz dönemi başlamak üzere. Aile danışmanlığı yapıyor. Montesori felsefesine inanıyor ve Türkiye’nin ilk veli inisiyatifi Montessori Okulu Küçük Kara Balık Çocuk Evi’nin kurum psikologu olarak görev yapıyor. Ben  güz dönemini kaçıracağım ama bahar döneminde açılacak oyun grubuna İpek’i götürmeyi çok istiyorum. Ayrıca uzun zamandır İpek’in psikolojik gelişiminin sağlıklı olup olmadığını anlamak üzere aradığım danışmanı da bulduğumu hissediyorum.


Velhasılıkelam, Uzman Psikolog Iraz Toros Suman’ı takibe alın ve seminerlerini kaçırmayın derim.Not 1: Seminer bilgilerini blogumda paylaşmama izin veren Iraz Toros Suman’a tekrar teşekkür ederim. 🙂
Not 2: Az önce Iraz Toros seminerlerinin Unnado’da kampanyaya girdiğini gördüm. Faydalanmak isterseniz: http://www.unnado.com/urun_detay.php?kampanya_id=1142&urun_id=26496

5 yorum

Yorum Bırak